PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Organik Tarımda Hastalık Yönetimi


organik memo
31.05.2010, 13:40
GİRİŞ

20. yüzyılın başından itibaren gelişen sanayi ve teknolojiyle birlikte artan dünya nüfusu birim alandan daha fazla ürün elde etmeye yönelik yoğun tarım uygulamalarını gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak bitkilerin ve bitkisel ürünlerin zararlı, hastalık ve yabancı otların etkilerinden korunması, kaliteli ve bol ürün elde edilmesi için tarımsal ilaçların kullanılması kaçınılmaz olmuştur. Tarımsal ilaç yada pestisit; hastalık etmeni ve zararlıları öldüren kimyasal bileşik olup halen 900 çeşit kimyasal madde ve bunların 60.000 tür değişik formulasyonu geliştirilmiş durumdadır.
Başlangıçta olumlu görülen tarımsal ilaç kullanımı zamanla çevre ve insanlar aleyhine pek çok problemin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Kullanılan pestisitler uygulama sonrası belirli bir süreç içinde güneş ışığı ile dekompozisyona uğramamışsa yada bakteri faaliyetleri ile kimyasal yapıları bozulmamışsa zamanla toprakta birikir. Toprakta biriken pestisitler toprak mikroorganizmaları ve bazı hayvansal zararlıların yok olmalarına yada geçici süre inaktive olmalarına neden olurlar. Ayrıca alüminyum, bakır, kalay gibi ağır metaller içeren pestisitlerin yarılanma ömürleri uzun olduğu için bitkiler tarafından alınabilme ve sonrasında insanlarda sağlık sorunlarına neden olabilme durumları vardır.
 Sızan sularla toprağın alt katmanlarına, oradan yeraltı sularına ulaşan pestisit kalıntıları içme suları yoluyla insan sağlığını tehdit eder duruma gelirler.
 Pestisitler, buharlaşarak atmosfere karışırlar. Atmosfer kirliliğine neden olan DDT, Aldrin ve Metil bromid gibi maddeler geniş alanlarda etkili olmaktadırlar. Örneğin kutup ayılarında bile DDT kalıntısına rastlanmıştır. Ayrıca ozon deliğinin büyümesinde Metil bromidin önemli rolü bulunmaktadır. Pestisitler atmosferden yağmurla tekrar toprağa ve sulara, su canlıları ve balıklara, gıda zinciri ile insanlara ulaşan bir etkileşim döngüsü ortaya çıkarmaktadırlar Ayrıca her yıl pek çok kuş ve hayvan türü ile bunların yaşam alanları tarım ilaçları nedeniyle yok olmaktadır.
Pestisitler insanlarda ;
 Akut ve kronik zehirlenmelere,
 Kansere,
 Alerjik reaksiyonlara,
 Sinir sisteminin tahribatına,
 Öğrenme güçlüğü ve hafıza kaybına,
İnsan organizması için hayati fonksiyonları olan enzim dengelerinin bozulmasına,
 Hücre içi DNA moleküllerinde bozulmalar ve mutasyona neden olurlar
.
İnsana ve çevreye verilen zararlar nedeniyle tüm dünyada organik tarıma doğru bir yönelim meydana gelmiştir.

Organik tarım; daha az dış kimyasal girdilerin kullanıldığı, buna karşın daha çok biyolojik yoğunluğun yer aldığı alternatif bir tarım sistemidir.
Organik tarım;
- Kimyasalların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak,
- Daha kaliteli ürün elde etmek,
- Enerji tasarrufu yapmak,
- Toprak erozyonunu önlemek,
- Suyun kalitesini korumak,
- Çiftçilerin ve tarımsal işletmelerde çalışanların sağlığını korumak,
- Ekonomiyi desteklemek için gereklidir.

Organik tarımda kültürel önlemleri “Pasif Bitki Koruma “, bitki bakım maddeleri ve doğal dayanıklılığı arttırıcı maddeleri “Aktif Bitki Koruma “ başlığı altında inceleyebiliriz.

Pasif Bitki Koruma Yöntemleri :

1- Dayanıklı Çeşitler: Bitki çeşitleri arasında hastalıklara karşı duyarlılık açısından farklılıklar bulunduğu M.Ö.370-286 yıllarında yaşayan Theophrastus tarafından tespit edilmiştir.
Dayanıklı çeşitler;
- Seleksiyon,
- Mutasyon,
- Kombinasyon (melezleme) yöntemleri ile elde edilirler.
Dayanıklı bitki; patojenin gelişimini ve aktivitesini geciktirme yada bastırma yeteneğine sahip, belirtilerin ortaya çıkışını engelleyen veya azaltan bitkidir.
Dayanıklılık; bitkinin genetik yapısıyla ilişkili olup bazen bir veya birkaç gen ile yönetilirken, bazen de çok sayıda gen tarafından kontrol edilebilmektedir. Hastalıklara dayanıklı çeşitlerin ekimi veya dikimiyle kimyasal uygulamalar azaltılarak hatta bazı durumlarda tamamen ortadan kaldırılarak avantaj sağlanır. Bir hastalığa karşı dayanıklı çeşit kullanılarak ve uygun hastalık yönetimi uygulamalarıyla diğer hastalıklarda kontrol edilebilir. Ancak bir hastalığa karşı dayanıklı olan bir çeşit diğer önemli hastalık ve zararlılara karşı hassas olabilir. Örneğin; LMV’ne dayanıklı olan marul çeşidi Rhizomonas suberifaciens mantarlı kök hastalığına karşı oldukça hassas , bu kök hastalığına karşı dayanıklı olan bir marul çeşidi ise külleme Bremia lactucae’ye karşı çok hassas olabilmektedir. En fazla zarar veren bitki hastalıklarının pek çoğu için şu ana kadar uygun dayanıklı çeşit bulunamamıştır (Örneğin Domateste P. infestans ). Pek çok durumda ise dayanıklılığın zayıflaması veya yok olması hedef patojenin yeni bir ırk geliştirmesi, ortama patojenin yeni ırklarının bulaşması yada bitkinin yetiştirildiği ortam koşullarında meydana gelen değişmeler nedeniyle ortaya çıkar. Örneğin; Konya-Ereğli’de yetiştirilen Misket elması Venturia inaequalis-Karaleke hastalığına karşı dayanıklılık gösterirken, aynı elma çeşidi Amasya ve Kastamonu’da yetiştirildiği zaman karalekeye karşı duyarlı hale gelmektedir. Dayanıklı çeşitler organik tarımda hastalıkların kontrolü için kullanılan en önemli silahtır. Bu nedenle dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi çalışmalarına önem verilmelidir. Dayanıklı çeşitlerin kullanımı yanında bitkilerde dayanıklılığı arttırıcı bir yöntem olarak Karşı Koruma- Çapraz Koruma (Cross-Protection) kullanılır.Örneğin; turunçgilerde çok yıkıcı bir hastalık olan tristeza-göçüren virüsüne karşı virülensi düşük olan bir ırkla aşılama yapıldığı zaman virülensi yüksek olan tisteza ırkına karşı koruma sağlanır.
2-Yer Seçimi : Üreticiler mümkün olduğunca problemli bölgelerden kaçınarak dikim planı yapmalıdırlar. Toprak kökenli patojenlerle bulaşık olduğu bilinen bir arazide yetiştirilecek olan hassas bir ürün büyük kayıplara neden olabilir. Armillaria, Fusarium, Plasmodiophora, Sclerotium ve Verticillium gibi bitki patojeni funguslar toprak kökenli olup, konukçu bitki olmadan da uzun yıllar toprakta yaşayabilirler. Bu nedenle üreticiler bu funguslarla bulaşık olmayan arazileri seçmelidirler. Enfekteli toprak ve suyun temiz bölgelere girmemesi için dikkatli olmak gereklidir. Toprak kökenli patojenler traktör gibi alet ve ekipmanlara yapışan toprakla enfekteli araziden temiz araziye taşınabilmektedirler. Ayrıca çayır-mera alanları, otlaklar, ırmak kenarları ve dağ eteklerinde yer alan araziler virüs ve virüs benzeri hastalıkların kaynağı olan doğal vejetasyonu, yabancı otları ve virüs vektörlerini barındırırlar. Örneğin; Domates çalı cücelik virüsü (Tomato bushy stunt virus) ırmak ve su kenarlarında yetiştirilen domates, marul gibi ürünlerde bulunabilir.Bu araziden ve arazi kenarlarından kazınıp başka tarla üzerine veya seraya dağıtılan toprakla virüs taşınımı olmakta ve sonraki dönemde yetiştirilen bitkiler şiddetli bir şekilde hastalanmaktadırlar.Deniz ve ırmak kenarlarına çok yakın arazilerde yapılan dikimlerde artan nem nedeniyle külleme hastalıklarının ortaya çıkma riski artacaktır.Çok iyi drene edilmiş kumlu topraklarda ise kök ve kök boğazı hastalıklarının riski azalmaktadır. Organik tarımda hastalık yönetimi açısından seçtiğimiz alanların aynı zamanda şehirlerarası ana karayollarına 1 km, ağır sanayi tesisleri, reaktör, hidrolik ve termik santrallere 3 km, maden işletmelerine 1 km, kentsel atıkların bırakıldığı alanlara 3 km mesafede olması gerektiğini unutmamalıyız.
3-Temiz Üretim Materyali Kullanımı : Üretim materyalleri temiz ve patojenlerden ari olmalıdır. Bazı hastalıklar için tohumla taşınma patojenlerin yayılımının birinci nedenidir. Bugün itibarıyla bitkilerde hastalık oluşturabilen 2400 mikroorganizma 383 bitki cinsinin tohumlarında hastalık meydana getirmektedirler. Patojenle bulaşma seviyesini düşürmek için, örneğin sıcaklıkla muamele edilmiş, belirli bir bulaşma eşiğinin altında tutularak testlenmiş ve sertifika edilmiş tohumlar ve hastalıklardan temiz üretim materyalleri her zaman tercih edilmelidir. Meristem kültürü yöntemi kullanılarak hastalıklarla bulaşık bitkilerden sağlıklı bitkiler elde edilebilmektedir.Bu yöntemde; patojenlerin gelişmesi ve bitkideki ilerleme hızlarının , bitkinin gelişme hızından geride kalmasından yararlanılır. Yani hastalıklı bitkilerin uç meristem dokuları patojenlerle bulaşık değildir. Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsünde yürütülen Türkiye Turunçgil Çeşit Geliştirme Projesinde Bir meristem kültürü yöntemi olan sürgün ucu aşılama yöntemi ile uç meristeminin hastalıksız dokusu alınarak ve termoterapi uygulamasıyla birleştirilerek virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz aşıgözü ve fidan üretimi başarılmıştır. 1992 yılından bu yana virüssüz fidan üretimi yapmak üzere ruhsat almış fidanlıklara temiz aşıgözü, üreticilere de temiz fidan temini sağlanmaktadır.
4- Ekim Nöbeti yada Ürün Rotasyonu : Aynı toprakta aynı ürünün üst üste yetiştirilmesi toprak patojenlerinin artışına neden olur.Örtü bitkilerini de kapsayan farklı ürünler kullanılarak ve araya uygun nadas periyodu yerleştirerek yapılan ürün rotasyonuyla toprak kökenli patojenlerin inokulum seviyesi azaltılabilir. Ancak çok kısa süreli ürün rotasyonu uygulaması yaprak hastalıklarını arttırabilir. Belli bitkilerin bazı hastalıklar üzerinde bastırıcı etkileri vardır. Örneğin ; Brokoli ve diğer lahanagillerde hasattan sonra bitki kalıntıları sürülerek toprağa karıştırılırsa gövde ve yaprakların dekompozisyonu sonucunda Verticillium dahliae sklerotlarının sayısını belirgin bir şekilde azaltan doğal kimyasallar açığa çıkmaktadır. Sudan otu, hardal gibi bazı örtü bitkileri de bu yararlı etkiye sahiptir. Ürün rotasyonu planlanırken hangi örtü bitkileri ve ürünlerin hastalık problemini arttırabileceği konusu da önemlidir. Örneğin ; Baklagil örtü bitkileri daha önceden marul ekilmiş ve Sclerotinia minor enfekteli toprağa ekildiğinde S. minor sklerotlarında büyük ölçüde artış görülebilir. Baklagiller kök ur nematodlarının (Meloidogyne sp.) konukçusu olup, aynı zamanda Rhizoctonia ve Pythium funguslarının populasyonlarını da arttırabilir. Tütün küllemesi hastalığı içinse en önemli konukçular olan hıyar, kabak, kavun, karpuz, ayçiçeği tarımının tütün tarlasına yakın yerlerde yapılmamasına özen gösterilmelidir.
Bitki hastalıkları ile ilgili birkaç ürün rotasyonu örneği verilecek olursa ;
- Pamukta solgunluk hastalığına karşı; pamuktan sonra 3 yıl yonca veya 2 yıl mısır- buğday ekimi yapıldıktan sonra tekrar pamuk uygulamasına geçilmelidir.
-Domates mozaik virüsü, domates çift çizgili virüs hastalığı ve biberde mozaik virüsü hastalıklarının görüldüğü arazilerde 1. yıl Domates, biber, patlıcan hıyar, kabak, patates, 2. yıl havuç, soğan, sarımsak, ıspanak, kereviz, 3. yıl bakla, bezelye, fasulye, 4. yıl karnabahar, lahana, turp, marul, pırasa rotasyonları tavsiye edilir.
Ayrıca ürün rotasyonunda derin (şeker pancarı, yonca)-sığ (hububat, pırasa, marul, soğan) köklü, yavaş (pamuk, domates)-hızlı (mısır, soya, marul) gelişen, yapraklı -saplı, humus arttıran (baklagil, tahıl)-azaltan (patates, şeker pancarı, lahana), yabancı otları bastıran-bastırmayan, azot alan (şeker pancarı, patates, pamuk)-veren (baklagiller, mısır) bitkilerin yer almasına dikkat edilmelidir.
5- Ekim- Dikim ve Hasat Tarihlerinin Değiştirilmesi : Patojenlerin aktif olduğu dönemle konukçu bitkinin duyarlı olduğu dönemin aynı zamana rastlaması önlenerek zararlanma en aza indirilebilir. Örneğin ; Karnabahar Verticillium enfekteli toprakta ilkbahar ve yazın dikilecek olursa ürün azalması görülecek buna karşın geç sonbahar veya kışın dikilirse Verticillium solgunluğu görülmeyecektir. Çünkü geç sonbahar veya kışın toprak sıcaklığı fungus gelişimi ve simptomların oluşumuna neden olamayacak kadar düşüktür.
6- Cins ve Tür Düzeyinde Karışık Ekim : Aynı alanda hem çeşitliliği sağlamak, hem de patojenleri kontrol altında tutmak için aynı bitki türünün o bölgede hakim olan patojenlere karşı duyarlı ve dayanıklı çeşitlerinin birlikte yetiştirilmesi yolu ile hastalık etmenlerinin bulaşma ve üreme olasılıkları azaltılmış olur. Çünkü birbiri ile temas halindeki duyarlı bitkiler üzerinde patojenler hızla yayılır ve çoğalırlar. Örneğin; buğday, arpa, çavdar ve yulafın karışık olarak ekimi yapıldığında külleme , yaprak pası, yulaf çizgi hastalığı ve esmer yaprak lekesi hastalıklarının büyük ölçüde azaldığı, bunun yanı sıra verimin %5 arttığı belirlenmiştir. Aynı şekilde sadece buğdayda çok etkili bir hastalık olan cüce sürme hastalığının etkisini azaltmak için buğdayın yanında diğer tahılların karışık ekimi önerilmektedir.
7- Ekim-Dikim Sıklığı : Birim alanda gelişebilecek optimal bitki sayısına uygun şekilde yetiştiricilik yapılarak bitkilerin daha sağlıklı büyümeleri sağlanır. Dikim sıklığının ayarlanması ile hastalığın hızlı yayılımı da önlenmiş olur.
8- Toprak Sağlığı : Organik tarım felsefesine göre toprak canlı bir varlıktır. Organik gübreleme ve yeşil gübreleme yapılarak humus oranı arttırılan ve dikey özellikleri bozulmadan yumuşak bir tarzda işlenen toprak üzerinde yetiştirilen bitkiler daha iyi gelişir ve hastalık etmenlerine daha iyi karşı koyar. Toprak işlemede toprağı derinden işlemeyen, traktörün kuyruk miline bağlı olarak kullanılan tırmık, kültivatör ve diskaro gibi ekipmanlar kullanılmalıdır. Pulluk gibi derin kazıcı aletlerin az 5 yılda bir kullanılması önerilir. Toprak yapısının bozulduğu durumlarda toprak iyileştiricileri olarak doğal kalsiyum karbonat, dolomit, kemik unu, kan ve boynuz unu, balık unu, et unu, hümik asit, perlit, vermikulit, alçı taşı kullanılabilir. İyi işlenmemiş zayıf topraklarda strese maruz kalmış bitkilerin toprak kökenli funguslardan kaynaklanan problemlerinin artabileceği dikkate alınmalıdır. Tohum, fide ve fidanların dikim derinliği bitki çıkışı ve gelişimini destekleyecek şekilde uygun olmalıdır. Hastalıklı bitki artıklarının temizlenmesi hastalık yönetimi için önemli bir adımdır. Örneğin ; Marul hasadından sonra tarlada kalan bitki parçaları Marul mozaik virüsü-LMV için kaynak oluşturacaktır. Ayrıca bu artıklar S.minor fungusunun sklerotlarının gelişimine uygun zemin hazırlar ki bu sklerotlar toprağın birkaç santimlik üst tabakasında yer alır. Derin olmayan bir sürüm ile toprağın karıştırılması sağlanarak bu patojenlerin gelişimine zemin hazırlayan bitki artıkları gömülmelidir. Düzenli olarak hastalık simptomları gösteren bitkilerin sökülüp atılmasıyla seralarda Botrytis sporlarının, açık alanda sklerot formundaki hastalıkların derece derece azaltılması sağlanabilir. Topraktaki total mikrofloranın korunması için anız yakma işi yapılmamalıdır.
9- Sulama Yönetimi : Sulama, hastalık kontrolünde önemli bir faktördür. Sulama sisteminin seçimi (mini yağmurlama, damlama, karık ), sulama zamanı ve sulama aralıkları ürünün su ihtiyacını yeterince sağlamalıdır. Aşırı sulama toprak kökenli patojenik fungusların gelişimini kolaylaştırır. Pek çok yaprak hastalığına karşı yağmurlama sulama sistemi tercih edilmemelidir. Çünkü yağmurlama sulama yaprak hastalıklarının gelişimini ve patojenin dağılmasını teşvik eder. Bu nedenle damla sulama veya alttan sulama sistemi tercih edilmelidir.
10- Toprak Solarizasyonu : Solarizasyonla toprak kökenli patojenler, yabancı otlar ve diğer zararlıları öldürmek yada populasyonlarını düşürmek mümkündür. Bu yöntem yaz sıcaklığının yüksek olduğu bölgeler için çok uygundur. Toprak nemini koruyucu materyal kullanarak yapılan malçlama ile aşırı sulama ve buna bağlı olarak gelişen hastalıklar önlenmiş olur. Malçlama aynı zamanda yabancı ot kontrolünü sağlayarak bazı viral ve bakteriyel etmenlerin gelişimini engeller.
11- Dengeli Gübreleme : Çiftlik gübreleri, yeşil gübreleme ve organik tarımda kullanılabilen diğer materyaller ile yapılan besin takviyeleri hastalıklardan korunmak için gereklidir. Yeşil gübreleme aynı zamanda gölgeleme yapar ve toprak yüzeyini erozyondan korur. Bu uygulamalarla toprak mikroflorasının yoğunluğu ve populasyonu arttırılarak ürünlere destek sağlanır.
Aktif Bitki Korumada Kullanılan Kontrol Materyalleri :
Gerekli olduğunda kullanılan koruyucu yada yok edici sıvı yada toz materyaller hastalık yönetiminde yer alır. Ancak organik tarım için onaylanmış ve etkisi doğrulanmış materyal sayısı sınırlıdır. İnorganik hastalık kontrol materyalleri içinde en önemlileri yüzyıllardır kullanılan bakır ve kükürt bazlı fungusitlerdir. Bunlar genelde pahalı olmayan ayrıca çevre için en az tehdit oluşturan materyallerdir.
1- Bakırlı Bileşikler : Bakırhidroksit, bakıroksiklorid, bakırsüllfat (tribazik) ve bakıroksit formlarındaki bakırlı fungusitler geniş çapta fungal ve bakteriyel patojenlere karşı etkilidirler. Organik tarımın geldiği son noktada bakırlı bileşiklerin yerini alabilecek alternatif materyallerin bulunması için araştırmaların yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çünkü bakırlı bileşiklerin kullanımının uzun dönemde toprakta birikimle sonuçlandığı görülmektedir ki bu organik tarımın çevreye uyumlu üretim gerçeğine uygun değildir. Bu koşullarda AB ülkelerinde bakır kullanımı 31 Aralık 2005’e kadar yıllık hektara 8 kg ile sınırlandırılmış 1 Ocak 2006’dan itibaren hektara 6 kg bakır kullanımına izin verilmiştir. Çok yıllık bitkiler için ise 23 Mart 2002’den 31 Aralık 2006’ya kadar hektar başına kullanılan bakır miktarının toplamı 38 kg’ı geçmemelidir.
Örneğin;bağda mildiyöye karşı Mayıs ayında çiçeklenmeden önce yapılacak 1-2 ilaçlama, çiçeklenmeden sonra yapılacak 1 ilaçlama yeterli korumayı sağlayacaktır.
2- Kükürt : Pek çok patojene karşı etkili olup bazı patojenlere karşı mükemmel koruma sağlar. Özellikle külleme funguslarına karşı çok etkili olan toz yada ıslanabilir toz formunda uygulanan bir fungusittir.Örneğin; bağda küllemeye karşı çiçekten önce yapılacak dikkatli bir ilaçlama ile yeni oluşan gözler enfeksiyondan korunur ve gelecek yılın hastalık yoğunluğu azaltılmış olur. Çiçeklenmeden hemen sonra yapılacak ilaçlamalarla oluşabilecek salkım enfeksiyonları engellenmiş olur. Organik tarımda bağda küllemeye karşı yapılacak mücadelede bir mevsimde 8 uygulamadan fazla kükürt kullanılmamalıdır.
3- Kalsiyum Polisülfit-Lime Kükürdü-: Meyve ağaçları, zeytin ve asmada kış uygulamalarında kullanılır. Şeftali yaprak kıvırcıklığı hastalığı ve karalekeye karşı etkilidir.
4- Mineral Yağlar : Bitki yüzeyini kaplayarak aerobik patojenlerin gelişimini ve aktivitesini engelleme özelliği gösterirler. Meyve ağaçları, asmalar , zeytin ve muz gibi subtropikal ürünlerde kullanılırlar.
5- Potasyum Permanganat : Meyve ağaçları, zeytin ve bağda fungusit ve bakterisit olarak kullanılır.
6- Lesitin : Soyadan elde edilen, su ve yağların bir arada bulunmasını sağlayan emülgatör bir maddedir. Bio-Blatt adlı preparat lesitin içermekte olup külleme hastalıklarına karşı kullanılmaktadır.
7- Bitkisel Yağlar : Örneğin; gül yağını Xanthomonas campestris pv. vesicatoria ‘ya karşı engelleyici etkisi olduğu tespit edilmiştir. Kekik yağı toprak sterilantı olarak nematod ve toprak kökenli patıojenlere karşı etkili bulunmuştur. Susam yağının sinerjistik etkisinden yararlanılarak bazı yararlı mikroorganizmaların etkileri arttırılabilir. Eqisetum arvense (At kuyruğu), Allium sativum (Sarımsak), Allium cepa (Soğan) ve Armoracia rusticana (Yaban turpu) bitki ekstrakları domates, hıyar, gül, çilek, meyve ağaçları ve üzümsü meyvelerde fungal hastalıklar için kullanılabilirlikleri belirtilmesine karşın hastalık kontrolündeki tam güvenilirlikleri henüz ispatlanmamıştır.
Bitki ekstraklarının daha çok bitkileri kuvvetlendirerek koruyucu biçimde etkili oldukları düşünülmektedir. Bitkiler kuvvetli bir şekilde geliştiğinde fungus miselyumlarının penetrasyonu önlenebilmektedir.
8- Balmumu : Budamadan sonra yaraları kapatmak amacıyla kullanılır.
Hastalık yönetiminde kullanılan bu maddelerin kullanımı köntrol ve sertifikasyon kuruluşu tarafından denetlenmelidir.
Hastalık yönetiminde geniş bir enfeksiyon başlamadan önce uygulamaların yapılmasına dikkat etmelidir.. Hastalık yerleştikten sonra yapılan uygulamalar fazla yarar sağlayamazlar.
Bunların yanı sıra mikroorganizmaların kullanılması yada mikroorganizmaların ürettiği kimyasallardan yararlanılarak yapılan hastalık kontrolü organik tarım için uygundur. Ancak etkili, ekonomik olarak uygun ve ticari olarak üretilmiş biyolojik kontrol materyalini temin etmek oldukça zordur.
Ayrıca bazı hastalıklar için tahmin ve erken uyarı sistemlerinden yararlanılarak , organik tarımda kullanılabilen fungusit ve bakterisit etkili maddelerin erken dönemde kullanılmasıyla etkili bir kontrol sağlanabilir.

Sonuç ;

Organik tarımda hastalık yönetimi kararlarının diğer zararlılar ve yabancı ot kontrolü uygulamalarıyla tamamlanması daha sağlıklı ve kaliteli ürünler alınması için gereklidir.
Unutmamalıyız ki organik tarım ile ulaşmaya çalıştığımız temel hedef insanı , doğayı ve çevreyi korumaktır. İnsanlık doğanın kendini yenileyebildiğinden fazlasını tüketmemeli ve doğanın insana tanıdığı sınırlar çerçevesi içerisinde yaşamına yön vermelidir.

TEŞEKKÜR EDERİM
Organik Memo

zafersahinru
05.11.2016, 16:31
Yazınınız için teşekkür ederim .Çok bilgilendirici oldu.
Bu durumda Tarım Bakanlığından Organik tarıma yönelik ürün ruhsatları hakkında kolaylaştırıcı yaklaşımlar sergilemesi gerekiyor. Dünya devi 5-6 şirketin ilaçları olursa çok çabuk ruhsat alabiliyor. Toksin oranı çok yüksek olmuş hiç fark etmiyor. Her gün 1 insan öldürse aksini iddia edemesiniz. Ha keza Topaklarımızı kirletse önemi yok.
Dünyada eşi benzeri olmayan Kalsyum Polisülfit ürünümüzün ruhsatı için 2 yıldır uğraşıyorum. Bilindiği gibi kükürt ne kadar tane boyutu küçültülebilirse fayda ve uygulama rahatlığı o denli kolay ve etkili olmaktadır.20 nanometre boyutunda ve Dünyada kükürdü bu boyuta kadar parçalamak mümkün olmamıştır şimdiye kadar. Üstelik bu yüksek parçalama teknolojisini de ilk defa ülkemize kazandıracağız. Ama ilerlemek çok yavaş ve zor. İğne ile kuyu kazmak gibi. Ruhsat almak deveye hendek atlatmak gibi. Halada ümidim yok ruhsatı almaya. Tarım bakanlığının Organik tarım yönetmenliğinde Bitki koruma ürünü olarak tanımlı olmasına rağmen ruhsat almak mümkün değil gibi. ABD de tanımlı, Avrupa birliği Komisyon raporu var (Başka marka “Kalsyum Polisülfidin”. Benim ürün de kalsyum polisülfit ama ) ruhsat alman imkansız diyorlar çevremden.
Yatırımı yabancı ülke yapacak. Üretim tesisi dünyada ilk Türkiye’ye kurulacak ve ayda 300 ton kapasite ile. Diğer ülkelere de ihracat imkanı var ama kimsenin umurunda değil gibi ülkemizde. Söylem farklı icraat farklı. Cumhurbaşkanımız yatırım, istihdam diye yırtınıyor, bakanlarımız hakeza ama onlara ulaşmak sorun olan.
Allah’ın bana verdiği sabır ile ilerlemeye devam edeceğim. Ülkemize hem bu yeni teknolojiyi kazandıracağım hem de organik tarımda;
*Fungusit
*Akarisit
* pH düzenleyicisi olan bu harika organik tarım ürününü ülkemize kazandıracağım.
Saygılarımla



GİRİŞ

20. yüzyılın başından itibaren gelişen sanayi ve teknolojiyle birlikte artan dünya nüfusu birim alandan daha fazla ürün elde etmeye yönelik yoğun tarım uygulamalarını gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak bitkilerin ve bitkisel ürünlerin zararlı, hastalık ve yabancı otların etkilerinden korunması, kaliteli ve bol ürün elde edilmesi için tarımsal ilaçların kullanılması kaçınılmaz olmuştur. Tarımsal ilaç yada pestisit; hastalık etmeni ve zararlıları öldüren kimyasal bileşik olup halen 900 çeşit kimyasal madde ve bunların 60.000 tür değişik formulasyonu geliştirilmiş durumdadır.
Başlangıçta olumlu görülen tarımsal ilaç kullanımı zamanla çevre ve insanlar aleyhine pek çok problemin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Kullanılan pestisitler uygulama sonrası belirli bir süreç içinde güneş ışığı ile dekompozisyona uğramamışsa yada bakteri faaliyetleri ile kimyasal yapıları bozulmamışsa zamanla toprakta birikir. Toprakta biriken pestisitler toprak mikroorganizmaları ve bazı hayvansal zararlıların yok olmalarına yada geçici süre inaktive olmalarına neden olurlar. Ayrıca alüminyum, bakır, kalay gibi ağır metaller içeren pestisitlerin yarılanma ömürleri uzun olduğu için bitkiler tarafından alınabilme ve sonrasında insanlarda sağlık sorunlarına neden olabilme durumları vardır.
 Sızan sularla toprağın alt katmanlarına, oradan yeraltı sularına ulaşan pestisit kalıntıları içme suları yoluyla insan sağlığını tehdit eder duruma gelirler.
 Pestisitler, buharlaşarak atmosfere karışırlar. Atmosfer kirliliğine neden olan DDT, Aldrin ve Metil bromid gibi maddeler geniş alanlarda etkili olmaktadırlar. Örneğin kutup ayılarında bile DDT kalıntısına rastlanmıştır. Ayrıca ozon deliğinin büyümesinde Metil bromidin önemli rolü bulunmaktadır. Pestisitler atmosferden yağmurla tekrar toprağa ve sulara, su canlıları ve balıklara, gıda zinciri ile insanlara ulaşan bir etkileşim döngüsü ortaya çıkarmaktadırlar Ayrıca her yıl pek çok kuş ve hayvan türü ile bunların yaşam alanları tarım ilaçları nedeniyle yok olmaktadır.
Pestisitler insanlarda ;
 Akut ve kronik zehirlenmelere,
 Kansere,
 Alerjik reaksiyonlara,
 Sinir sisteminin tahribatına,
 Öğrenme güçlüğü ve hafıza kaybına,
İnsan organizması için hayati fonksiyonları olan enzim dengelerinin bozulmasına,
 Hücre içi DNA moleküllerinde bozulmalar ve mutasyona neden olurlar
.
İnsana ve çevreye verilen zararlar nedeniyle tüm dünyada organik tarıma doğru bir yönelim meydana gelmiştir.

Organik tarım; daha az dış kimyasal girdilerin kullanıldığı, buna karşın daha çok biyolojik yoğunluğun yer aldığı alternatif bir tarım sistemidir.
Organik tarım;
- Kimyasalların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak,
- Daha kaliteli ürün elde etmek,
- Enerji tasarrufu yapmak,
- Toprak erozyonunu önlemek,
- Suyun kalitesini korumak,
- Çiftçilerin ve tarımsal işletmelerde çalışanların sağlığını korumak,
- Ekonomiyi desteklemek için gereklidir.

Organik tarımda kültürel önlemleri “Pasif Bitki Koruma “, bitki bakım maddeleri ve doğal dayanıklılığı arttırıcı maddeleri “Aktif Bitki Koruma “ başlığı altında inceleyebiliriz.

Pasif Bitki Koruma Yöntemleri :

1- Dayanıklı Çeşitler: Bitki çeşitleri arasında hastalıklara karşı duyarlılık açısından farklılıklar bulunduğu M.Ö.370-286 yıllarında yaşayan Theophrastus tarafından tespit edilmiştir.
Dayanıklı çeşitler;
- Seleksiyon,
- Mutasyon,
- Kombinasyon (melezleme) yöntemleri ile elde edilirler.
Dayanıklı bitki; patojenin gelişimini ve aktivitesini geciktirme yada bastırma yeteneğine sahip, belirtilerin ortaya çıkışını engelleyen veya azaltan bitkidir.
Dayanıklılık; bitkinin genetik yapısıyla ilişkili olup bazen bir veya birkaç gen ile yönetilirken, bazen de çok sayıda gen tarafından kontrol edilebilmektedir. Hastalıklara dayanıklı çeşitlerin ekimi veya dikimiyle kimyasal uygulamalar azaltılarak hatta bazı durumlarda tamamen ortadan kaldırılarak avantaj sağlanır. Bir hastalığa karşı dayanıklı çeşit kullanılarak ve uygun hastalık yönetimi uygulamalarıyla diğer hastalıklarda kontrol edilebilir. Ancak bir hastalığa karşı dayanıklı olan bir çeşit diğer önemli hastalık ve zararlılara karşı hassas olabilir. Örneğin; LMV’ne dayanıklı olan marul çeşidi Rhizomonas suberifaciens mantarlı kök hastalığına karşı oldukça hassas , bu kök hastalığına karşı dayanıklı olan bir marul çeşidi ise külleme Bremia lactucae’ye karşı çok hassas olabilmektedir. En fazla zarar veren bitki hastalıklarının pek çoğu için şu ana kadar uygun dayanıklı çeşit bulunamamıştır (Örneğin Domateste P. infestans ). Pek çok durumda ise dayanıklılığın zayıflaması veya yok olması hedef patojenin yeni bir ırk geliştirmesi, ortama patojenin yeni ırklarının bulaşması yada bitkinin yetiştirildiği ortam koşullarında meydana gelen değişmeler nedeniyle ortaya çıkar. Örneğin; Konya-Ereğli’de yetiştirilen Misket elması Venturia inaequalis-Karaleke hastalığına karşı dayanıklılık gösterirken, aynı elma çeşidi Amasya ve Kastamonu’da yetiştirildiği zaman karalekeye karşı duyarlı hale gelmektedir. Dayanıklı çeşitler organik tarımda hastalıkların kontrolü için kullanılan en önemli silahtır. Bu nedenle dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi çalışmalarına önem verilmelidir. Dayanıklı çeşitlerin kullanımı yanında bitkilerde dayanıklılığı arttırıcı bir yöntem olarak Karşı Koruma- Çapraz Koruma (Cross-Protection) kullanılır.Örneğin; turunçgilerde çok yıkıcı bir hastalık olan tristeza-göçüren virüsüne karşı virülensi düşük olan bir ırkla aşılama yapıldığı zaman virülensi yüksek olan tisteza ırkına karşı koruma sağlanır.
2-Yer Seçimi : Üreticiler mümkün olduğunca problemli bölgelerden kaçınarak dikim planı yapmalıdırlar. Toprak kökenli patojenlerle bulaşık olduğu bilinen bir arazide yetiştirilecek olan hassas bir ürün büyük kayıplara neden olabilir. Armillaria, Fusarium, Plasmodiophora, Sclerotium ve Verticillium gibi bitki patojeni funguslar toprak kökenli olup, konukçu bitki olmadan da uzun yıllar toprakta yaşayabilirler. Bu nedenle üreticiler bu funguslarla bulaşık olmayan arazileri seçmelidirler. Enfekteli toprak ve suyun temiz bölgelere girmemesi için dikkatli olmak gereklidir. Toprak kökenli patojenler traktör gibi alet ve ekipmanlara yapışan toprakla enfekteli araziden temiz araziye taşınabilmektedirler. Ayrıca çayır-mera alanları, otlaklar, ırmak kenarları ve dağ eteklerinde yer alan araziler virüs ve virüs benzeri hastalıkların kaynağı olan doğal vejetasyonu, yabancı otları ve virüs vektörlerini barındırırlar. Örneğin; Domates çalı cücelik virüsü (Tomato bushy stunt virus) ırmak ve su kenarlarında yetiştirilen domates, marul gibi ürünlerde bulunabilir.Bu araziden ve arazi kenarlarından kazınıp başka tarla üzerine veya seraya dağıtılan toprakla virüs taşınımı olmakta ve sonraki dönemde yetiştirilen bitkiler şiddetli bir şekilde hastalanmaktadırlar.Deniz ve ırmak kenarlarına çok yakın arazilerde yapılan dikimlerde artan nem nedeniyle külleme hastalıklarının ortaya çıkma riski artacaktır.Çok iyi drene edilmiş kumlu topraklarda ise kök ve kök boğazı hastalıklarının riski azalmaktadır. Organik tarımda hastalık yönetimi açısından seçtiğimiz alanların aynı zamanda şehirlerarası ana karayollarına 1 km, ağır sanayi tesisleri, reaktör, hidrolik ve termik santrallere 3 km, maden işletmelerine 1 km, kentsel atıkların bırakıldığı alanlara 3 km mesafede olması gerektiğini unutmamalıyız.
3-Temiz Üretim Materyali Kullanımı : Üretim materyalleri temiz ve patojenlerden ari olmalıdır. Bazı hastalıklar için tohumla taşınma patojenlerin yayılımının birinci nedenidir. Bugün itibarıyla bitkilerde hastalık oluşturabilen 2400 mikroorganizma 383 bitki cinsinin tohumlarında hastalık meydana getirmektedirler. Patojenle bulaşma seviyesini düşürmek için, örneğin sıcaklıkla muamele edilmiş, belirli bir bulaşma eşiğinin altında tutularak testlenmiş ve sertifika edilmiş tohumlar ve hastalıklardan temiz üretim materyalleri her zaman tercih edilmelidir. Meristem kültürü yöntemi kullanılarak hastalıklarla bulaşık bitkilerden sağlıklı bitkiler elde edilebilmektedir.Bu yöntemde; patojenlerin gelişmesi ve bitkideki ilerleme hızlarının , bitkinin gelişme hızından geride kalmasından yararlanılır. Yani hastalıklı bitkilerin uç meristem dokuları patojenlerle bulaşık değildir. Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsünde yürütülen Türkiye Turunçgil Çeşit Geliştirme Projesinde Bir meristem kültürü yöntemi olan sürgün ucu aşılama yöntemi ile uç meristeminin hastalıksız dokusu alınarak ve termoterapi uygulamasıyla birleştirilerek virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz aşıgözü ve fidan üretimi başarılmıştır. 1992 yılından bu yana virüssüz fidan üretimi yapmak üzere ruhsat almış fidanlıklara temiz aşıgözü, üreticilere de temiz fidan temini sağlanmaktadır.
4- Ekim Nöbeti yada Ürün Rotasyonu : Aynı toprakta aynı ürünün üst üste yetiştirilmesi toprak patojenlerinin artışına neden olur.Örtü bitkilerini de kapsayan farklı ürünler kullanılarak ve araya uygun nadas periyodu yerleştirerek yapılan ürün rotasyonuyla toprak kökenli patojenlerin inokulum seviyesi azaltılabilir. Ancak çok kısa süreli ürün rotasyonu uygulaması yaprak hastalıklarını arttırabilir. Belli bitkilerin bazı hastalıklar üzerinde bastırıcı etkileri vardır. Örneğin ; Brokoli ve diğer lahanagillerde hasattan sonra bitki kalıntıları sürülerek toprağa karıştırılırsa gövde ve yaprakların dekompozisyonu sonucunda Verticillium dahliae sklerotlarının sayısını belirgin bir şekilde azaltan doğal kimyasallar açığa çıkmaktadır. Sudan otu, hardal gibi bazı örtü bitkileri de bu yararlı etkiye sahiptir. Ürün rotasyonu planlanırken hangi örtü bitkileri ve ürünlerin hastalık problemini arttırabileceği konusu da önemlidir. Örneğin ; Baklagil örtü bitkileri daha önceden marul ekilmiş ve Sclerotinia minor enfekteli toprağa ekildiğinde S. minor sklerotlarında büyük ölçüde artış görülebilir. Baklagiller kök ur nematodlarının (Meloidogyne sp.) konukçusu olup, aynı zamanda Rhizoctonia ve Pythium funguslarının populasyonlarını da arttırabilir. Tütün küllemesi hastalığı içinse en önemli konukçular olan hıyar, kabak, kavun, karpuz, ayçiçeği tarımının tütün tarlasına yakın yerlerde yapılmamasına özen gösterilmelidir.
Bitki hastalıkları ile ilgili birkaç ürün rotasyonu örneği verilecek olursa ;
- Pamukta solgunluk hastalığına karşı; pamuktan sonra 3 yıl yonca veya 2 yıl mısır- buğday ekimi yapıldıktan sonra tekrar pamuk uygulamasına geçilmelidir.
-Domates mozaik virüsü, domates çift çizgili virüs hastalığı ve biberde mozaik virüsü hastalıklarının görüldüğü arazilerde 1. yıl Domates, biber, patlıcan hıyar, kabak, patates, 2. yıl havuç, soğan, sarımsak, ıspanak, kereviz, 3. yıl bakla, bezelye, fasulye, 4. yıl karnabahar, lahana, turp, marul, pırasa rotasyonları tavsiye edilir.
Ayrıca ürün rotasyonunda derin (şeker pancarı, yonca)-sığ (hububat, pırasa, marul, soğan) köklü, yavaş (pamuk, domates)-hızlı (mısır, soya, marul) gelişen, yapraklı -saplı, humus arttıran (baklagil, tahıl)-azaltan (patates, şeker pancarı, lahana), yabancı otları bastıran-bastırmayan, azot alan (şeker pancarı, patates, pamuk)-veren (baklagiller, mısır) bitkilerin yer almasına dikkat edilmelidir.
5- Ekim- Dikim ve Hasat Tarihlerinin Değiştirilmesi : Patojenlerin aktif olduğu dönemle konukçu bitkinin duyarlı olduğu dönemin aynı zamana rastlaması önlenerek zararlanma en aza indirilebilir. Örneğin ; Karnabahar Verticillium enfekteli toprakta ilkbahar ve yazın dikilecek olursa ürün azalması görülecek buna karşın geç sonbahar veya kışın dikilirse Verticillium solgunluğu görülmeyecektir. Çünkü geç sonbahar veya kışın toprak sıcaklığı fungus gelişimi ve simptomların oluşumuna neden olamayacak kadar düşüktür.
6- Cins ve Tür Düzeyinde Karışık Ekim : Aynı alanda hem çeşitliliği sağlamak, hem de patojenleri kontrol altında tutmak için aynı bitki türünün o bölgede hakim olan patojenlere karşı duyarlı ve dayanıklı çeşitlerinin birlikte yetiştirilmesi yolu ile hastalık etmenlerinin bulaşma ve üreme olasılıkları azaltılmış olur. Çünkü birbiri ile temas halindeki duyarlı bitkiler üzerinde patojenler hızla yayılır ve çoğalırlar. Örneğin; buğday, arpa, çavdar ve yulafın karışık olarak ekimi yapıldığında külleme , yaprak pası, yulaf çizgi hastalığı ve esmer yaprak lekesi hastalıklarının büyük ölçüde azaldığı, bunun yanı sıra verimin %5 arttığı belirlenmiştir. Aynı şekilde sadece buğdayda çok etkili bir hastalık olan cüce sürme hastalığının etkisini azaltmak için buğdayın yanında diğer tahılların karışık ekimi önerilmektedir.
7- Ekim-Dikim Sıklığı : Birim alanda gelişebilecek optimal bitki sayısına uygun şekilde yetiştiricilik yapılarak bitkilerin daha sağlıklı büyümeleri sağlanır. Dikim sıklığının ayarlanması ile hastalığın hızlı yayılımı da önlenmiş olur.
8- Toprak Sağlığı : Organik tarım felsefesine göre toprak canlı bir varlıktır. Organik gübreleme ve yeşil gübreleme yapılarak humus oranı arttırılan ve dikey özellikleri bozulmadan yumuşak bir tarzda işlenen toprak üzerinde yetiştirilen bitkiler daha iyi gelişir ve hastalık etmenlerine daha iyi karşı koyar. Toprak işlemede toprağı derinden işlemeyen, traktörün kuyruk miline bağlı olarak kullanılan tırmık, kültivatör ve diskaro gibi ekipmanlar kullanılmalıdır. Pulluk gibi derin kazıcı aletlerin az 5 yılda bir kullanılması önerilir. Toprak yapısının bozulduğu durumlarda toprak iyileştiricileri olarak doğal kalsiyum karbonat, dolomit, kemik unu, kan ve boynuz unu, balık unu, et unu, hümik asit, perlit, vermikulit, alçı taşı kullanılabilir. İyi işlenmemiş zayıf topraklarda strese maruz kalmış bitkilerin toprak kökenli funguslardan kaynaklanan problemlerinin artabileceği dikkate alınmalıdır. Tohum, fide ve fidanların dikim derinliği bitki çıkışı ve gelişimini destekleyecek şekilde uygun olmalıdır. Hastalıklı bitki artıklarının temizlenmesi hastalık yönetimi için önemli bir adımdır. Örneğin ; Marul hasadından sonra tarlada kalan bitki parçaları Marul mozaik virüsü-LMV için kaynak oluşturacaktır. Ayrıca bu artıklar S.minor fungusunun sklerotlarının gelişimine uygun zemin hazırlar ki bu sklerotlar toprağın birkaç santimlik üst tabakasında yer alır. Derin olmayan bir sürüm ile toprağın karıştırılması sağlanarak bu patojenlerin gelişimine zemin hazırlayan bitki artıkları gömülmelidir. Düzenli olarak hastalık simptomları gösteren bitkilerin sökülüp atılmasıyla seralarda Botrytis sporlarının, açık alanda sklerot formundaki hastalıkların derece derece azaltılması sağlanabilir. Topraktaki total mikrofloranın korunması için anız yakma işi yapılmamalıdır.
9- Sulama Yönetimi : Sulama, hastalık kontrolünde önemli bir faktördür. Sulama sisteminin seçimi (mini yağmurlama, damlama, karık ), sulama zamanı ve sulama aralıkları ürünün su ihtiyacını yeterince sağlamalıdır. Aşırı sulama toprak kökenli patojenik fungusların gelişimini kolaylaştırır. Pek çok yaprak hastalığına karşı yağmurlama sulama sistemi tercih edilmemelidir. Çünkü yağmurlama sulama yaprak hastalıklarının gelişimini ve patojenin dağılmasını teşvik eder. Bu nedenle damla sulama veya alttan sulama sistemi tercih edilmelidir.
10- Toprak Solarizasyonu : Solarizasyonla toprak kökenli patojenler, yabancı otlar ve diğer zararlıları öldürmek yada populasyonlarını düşürmek mümkündür. Bu yöntem yaz sıcaklığının yüksek olduğu bölgeler için çok uygundur. Toprak nemini koruyucu materyal kullanarak yapılan malçlama ile aşırı sulama ve buna bağlı olarak gelişen hastalıklar önlenmiş olur. Malçlama aynı zamanda yabancı ot kontrolünü sağlayarak bazı viral ve bakteriyel etmenlerin gelişimini engeller.
11- Dengeli Gübreleme : Çiftlik gübreleri, yeşil gübreleme ve organik tarımda kullanılabilen diğer materyaller ile yapılan besin takviyeleri hastalıklardan korunmak için gereklidir. Yeşil gübreleme aynı zamanda gölgeleme yapar ve toprak yüzeyini erozyondan korur. Bu uygulamalarla toprak mikroflorasının yoğunluğu ve populasyonu arttırılarak ürünlere destek sağlanır.
Aktif Bitki Korumada Kullanılan Kontrol Materyalleri :
Gerekli olduğunda kullanılan koruyucu yada yok edici sıvı yada toz materyaller hastalık yönetiminde yer alır. Ancak organik tarım için onaylanmış ve etkisi doğrulanmış materyal sayısı sınırlıdır. İnorganik hastalık kontrol materyalleri içinde en önemlileri yüzyıllardır kullanılan bakır ve kükürt bazlı fungusitlerdir. Bunlar genelde pahalı olmayan ayrıca çevre için en az tehdit oluşturan materyallerdir.
1- Bakırlı Bileşikler : Bakırhidroksit, bakıroksiklorid, bakırsüllfat (tribazik) ve bakıroksit formlarındaki bakırlı fungusitler geniş çapta fungal ve bakteriyel patojenlere karşı etkilidirler. Organik tarımın geldiği son noktada bakırlı bileşiklerin yerini alabilecek alternatif materyallerin bulunması için araştırmaların yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çünkü bakırlı bileşiklerin kullanımının uzun dönemde toprakta birikimle sonuçlandığı görülmektedir ki bu organik tarımın çevreye uyumlu üretim gerçeğine uygun değildir. Bu koşullarda AB ülkelerinde bakır kullanımı 31 Aralık 2005’e kadar yıllık hektara 8 kg ile sınırlandırılmış 1 Ocak 2006’dan itibaren hektara 6 kg bakır kullanımına izin verilmiştir. Çok yıllık bitkiler için ise 23 Mart 2002’den 31 Aralık 2006’ya kadar hektar başına kullanılan bakır miktarının toplamı 38 kg’ı geçmemelidir.
Örneğin;bağda mildiyöye karşı Mayıs ayında çiçeklenmeden önce yapılacak 1-2 ilaçlama, çiçeklenmeden sonra yapılacak 1 ilaçlama yeterli korumayı sağlayacaktır.
2- Kükürt : Pek çok patojene karşı etkili olup bazı patojenlere karşı mükemmel koruma sağlar. Özellikle külleme funguslarına karşı çok etkili olan toz yada ıslanabilir toz formunda uygulanan bir fungusittir.Örneğin; bağda küllemeye karşı çiçekten önce yapılacak dikkatli bir ilaçlama ile yeni oluşan gözler enfeksiyondan korunur ve gelecek yılın hastalık yoğunluğu azaltılmış olur. Çiçeklenmeden hemen sonra yapılacak ilaçlamalarla oluşabilecek salkım enfeksiyonları engellenmiş olur. Organik tarımda bağda küllemeye karşı yapılacak mücadelede bir mevsimde 8 uygulamadan fazla kükürt kullanılmamalıdır.
3- Kalsiyum Polisülfit-Lime Kükürdü-: Meyve ağaçları, zeytin ve asmada kış uygulamalarında kullanılır. Şeftali yaprak kıvırcıklığı hastalığı ve karalekeye karşı etkilidir.
4- Mineral Yağlar : Bitki yüzeyini kaplayarak aerobik patojenlerin gelişimini ve aktivitesini engelleme özelliği gösterirler. Meyve ağaçları, asmalar , zeytin ve muz gibi subtropikal ürünlerde kullanılırlar.
5- Potasyum Permanganat : Meyve ağaçları, zeytin ve bağda fungusit ve bakterisit olarak kullanılır.
6- Lesitin : Soyadan elde edilen, su ve yağların bir arada bulunmasını sağlayan emülgatör bir maddedir. Bio-Blatt adlı preparat lesitin içermekte olup külleme hastalıklarına karşı kullanılmaktadır.
7- Bitkisel Yağlar : Örneğin; gül yağını Xanthomonas campestris pv. vesicatoria ‘ya karşı engelleyici etkisi olduğu tespit edilmiştir. Kekik yağı toprak sterilantı olarak nematod ve toprak kökenli patıojenlere karşı etkili bulunmuştur. Susam yağının sinerjistik etkisinden yararlanılarak bazı yararlı mikroorganizmaların etkileri arttırılabilir. Eqisetum arvense (At kuyruğu), Allium sativum (Sarımsak), Allium cepa (Soğan) ve Armoracia rusticana (Yaban turpu) bitki ekstrakları domates, hıyar, gül, çilek, meyve ağaçları ve üzümsü meyvelerde fungal hastalıklar için kullanılabilirlikleri belirtilmesine karşın hastalık kontrolündeki tam güvenilirlikleri henüz ispatlanmamıştır.
Bitki ekstraklarının daha çok bitkileri kuvvetlendirerek koruyucu biçimde etkili oldukları düşünülmektedir. Bitkiler kuvvetli bir şekilde geliştiğinde fungus miselyumlarının penetrasyonu önlenebilmektedir.
8- Balmumu : Budamadan sonra yaraları kapatmak amacıyla kullanılır.
Hastalık yönetiminde kullanılan bu maddelerin kullanımı köntrol ve sertifikasyon kuruluşu tarafından denetlenmelidir.
Hastalık yönetiminde geniş bir enfeksiyon başlamadan önce uygulamaların yapılmasına dikkat etmelidir.. Hastalık yerleştikten sonra yapılan uygulamalar fazla yarar sağlayamazlar.
Bunların yanı sıra mikroorganizmaların kullanılması yada mikroorganizmaların ürettiği kimyasallardan yararlanılarak yapılan hastalık kontrolü organik tarım için uygundur. Ancak etkili, ekonomik olarak uygun ve ticari olarak üretilmiş biyolojik kontrol materyalini temin etmek oldukça zordur.
Ayrıca bazı hastalıklar için tahmin ve erken uyarı sistemlerinden yararlanılarak , organik tarımda kullanılabilen fungusit ve bakterisit etkili maddelerin erken dönemde kullanılmasıyla etkili bir kontrol sağlanabilir.

Sonuç ;

Organik tarımda hastalık yönetimi kararlarının diğer zararlılar ve yabancı ot kontrolü uygulamalarıyla tamamlanması daha sağlıklı ve kaliteli ürünler alınması için gereklidir.
Unutmamalıyız ki organik tarım ile ulaşmaya çalıştığımız temel hedef insanı , doğayı ve çevreyi korumaktır. İnsanlık doğanın kendini yenileyebildiğinden fazlasını tüketmemeli ve doğanın insana tanıdığı sınırlar çerçevesi içerisinde yaşamına yön vermelidir.

TEŞEKKÜR EDERİM
Organik Memo

zafersahinru
05.11.2016, 16:34
Yazınınız için teşekkür ederim .Çok bilgilendirici oldu.
Bu durumda Tarım Bakanlığından Organik tarıma yönelik ürün ruhsatları hakkında kolaylaştırıcı yaklaşımlar sergilemesi gerekiyor. Dünya devi 5-6 şirketin ilaçları olursa çok çabuk ruhsat alabiliyor. Toksin oranı çok yüksek olmuş hiç fark etmiyor. Her gün 1 insan öldürse aksini iddia edemesiniz. Ha keza Topaklarımızı kirletse önemi yok.
Dünyada eşi benzeri olmayan Kalsyum Polisülfit ürünümüzün ruhsatı için 2 yıldır uğraşıyorum. Bilindiği gibi kükürt ne kadar tane boyutu küçültülebilirse fayda ve uygulama rahatlığı o denli kolay ve etkili olmaktadır.20 nanometre boyutunda ve Dünyada kükürdü bu boyuta kadar parçalamak mümkün olmamıştır şimdiye kadar. Üstelik bu yüksek parçalama teknolojisini de ilk defa ülkemize kazandıracağız. Ama ilerlemek çok yavaş ve zor. İğne ile kuyu kazmak gibi. Ruhsat almak deveye hendek atlatmak gibi. Halada ümidim yok ruhsatı almaya. Tarım bakanlığının Organik tarım yönetmenliğinde Bitki koruma ürünü olarak tanımlı olmasına rağmen ruhsat almak mümkün değil gibi. ABD de tanımlı, Avrupa birliği Komisyon raporu var (Başka marka “Kalsyum Polisülfidin”. Benim ürün de kalsyum polisülfit ama ) ruhsat alman imkansız diyorlar çevremden.
Yatırımı yabancı ülke yapacak. Üretim tesisi dünyada ilk Türkiye’ye kurulacak ve ayda 300 ton kapasite ile. Diğer ülkelere de ihracat imkanı var ama kimsenin umurunda değil gibi ülkemizde. Söylem farklı icraat farklı. Cumhurbaşkanımız yatırım, istihdam diye yırtınıyor, bakanlarımız hakeza ama onlara ulaşmak sorun olan.
Allah’ın bana verdiği sabır ile ilerlemeye devam edeceğim. Ülkemize hem bu yeni teknolojiyi kazandıracağım hem de organik tarımda;
*Fungusit
*Akarisit
* pH düzenleyicisi olan bu harika organik tarım ürününü ülkemize kazandıracağım.
Saygılarımla